
Bizde şiir denilince; insanlara bir şey söylemeyen,
bir şey anlatmayan, sadece süslü bir anlatıma sahip,
ahenkli şiir akla geliyor.
Halbuki bir şey anlatamamanın en kestirme yolu susmaktır.
Her şair, şiirinde bir şey anlatmanın sorumluluğunu yüklenir.
Bu, ille de bir düşüncenin savunuculuğunu yapacak,
o fikrin silahşoru olacak demek değildir.
Bütün şiirlerinde kendi öznel dünyasını anlatan şairlerin bile
insanlara söyleyecek sözü vardır.
Bil ve Duy..
.

.
******>
******>******>******>******>
- bizde piyano ile ilgilenis gayet erkenden basladigi halde, ancak cumhuriyet devrinde esasli bir calisma yoluna gidilebilmis olmasi, buna karsilik balkan merkezlerinin daha evvel basarili sonuclara erismeleri, cidden uzerinde durulacak bir vakiadir.
bu vakianin sebeplerini arastiracak olusak basta 'alaturka-alafranga ikiligi' geldigini goruyoruz. ikiligin nazarî dedikodulari yalniz sozde ve yazida kalmamis, tuslarda dolasan parmaklar icin bile zararli olmustur.
1837'de istanbul'da olen sair aynî, bu ikiligi divaninda terennum ederken sarayda o zaman bulunan piyano (erard makali) -ki bunlar padisah turasiyla islemeli, musanna 'forte-piyano'lar idi- hakkinda gulumser dille sunlari yaziyor:
"bir âlâ sazdir forte-piâne.
sarab-i nagmeye hum-u yegâne;
usul-u erganon uzre nevâsi,
hemen santura benzer her havâsi.
esabî'le calar sazende ani
ider mebhut-u hayran ins-u cani;
nevâsin gus idup bezmi semâde
olur âhengine zuhre futâde."
taklit yollu her turlu piyanistlik heveslerine ragmen, tuslar uzerinde dolasan parmaklar, bestelenmis armoniler uzerinde calismaktan henuz sikiliyor, sol elin sarki ve pesrevlere irticalen refakat etmesinden keyif duyuluyordu. klâsik muzik can sikiyor, oynak dans havalari ustun tutuluyordu. bunun tarihe gecmis pek eski bir hatirasi bile var: ucuncu selim'in bati kulturune olan meylini hâtiralarinda anmis olan fransiz m. melling, bir fikrasinda sicileteyn elcisinin kizi ile fransiz eski izmir konsolosunu kizinin padisah hemsiresi hatice sultan'i nasil ziyaret ettiklerini ve bu guzel kizlarin orada dans edip calgi calislarini anlatirken diyor ki; "ikisi de takdim edilince sultan kendilerine pek ziyade iltifatta bulunup teveccuhle karsiladi, incelikle hatirlarini sordu, tebrik ve tehniye eyledi. hattâ bir 'erganon' getirilmesine emir buyurdu. matmazel amareux onunla turlu havalar caldi. ciddî ve ustatca parcalar pek az takdir topladigi halde, yuruk ve oynak olanlari orada bulunanlari teshir ediyordu. sonra her iki genc beaberce dansa kalktilar. zâtisahane parmaklikli bir paravana arkasina gizlenmis seyrediyor, kendisi olanlari gordugu halde, matmazeller huzurundan haberdar olmuyorlardi. m. melling hazreti sehriyarînin memnunlugu teblige memur olunca nezaketi selimiyeden son derece mutehayyir kilinmislar; iki genc veda ederlerken babalarinin mertebesine lâyik kiymettar armaganlarla taltife mazhar olmuslardir. zâtisahane gittikce avrupa san'atlari ile alâkalaniyordu."
mitaht fenmen; piyanistin kitabi, ankara/1947
.
« Önceki | Sonraki »
Rock, 20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış, genellikle elektro gitar, bas gitar ve bateri gibi enstrümanlarla beraber vokal melodi taşıyan popüler müzik formudur. Organ ve piyano gibi klavyeli enstrümanlara da rock'ta sıkça rastlanılabilir. Saksafon gibi üflemeli çalgılar rock'ın ilk hallerinde oldukça sık kullanılmış olsa da yeni rock türlerinde nadiren görülürler. Rock tanımı oldukça genel bir tanımdır ve de sınırları kesin bir şekilde belirlenmemiştir. Birçok türü vardır ama en tepede iki tür vardır. Bunlar hard rock ve punk rocktır. Hard Rock; karanlık, sert ve geneli ölümü ya da kötü şeyleri anlatan tarzdır. Hard rockçılar siyahı benimsemişlerdir. Siyah onlar için vazgeçilmezdir. Kısaca siyah hard rock'ın rengidir diyebiliriz. Punk rock ise hard rock'ın tersine renkli, hızlı ve çılgın bir tarzdır. Punk rock eğlence işidir. Punk rockçı olan insanları saçlarını rengarenk boyamış veya rengarenk giyinmiş olarak görebiliriz. Hard rock'ın belirli müzik grupları: Van Halen, Deep Purple, Guns N' Roses. Punk rock'ın belirli müzik grupları: Sex Pistols, The Offspring, Green Day'dir.
Rock'ın oluşumunda rock and roll ve rockabilly gibi müzik türleri önemli rol oynamışlardır. İngiliz rock'ının 1960larda gelişmesiyle "rock müzik" tanımı yaygınlaşmıştır. "İngiliz Fethi" olarak adlandırılan bir akımla, bu müzik tarzı tekrar Amerika'da yayıldı ve hatırı sayılır bir etkiyle uluslararası bir fenomen haline geldi. Rock günümüzde birçok türü altında barındırarak oldukça yaygın olarak dinlenen bir müzik türü haline gelmiştir.
Buraya kadar yer alan bölüm rock müzik tarzı ile ilgili bölümdür. Rock müziği tür olarak ele aldığımızda bunlardan çok çok daha kapsamlı olgular çıkar karşımıza. Öncelikle Rock müzik Blues adlı müzik türünden doğrudan olarak etkilenmiştir. Onun için Blues felsefesini incelemeden rock müzik felsefesi incelenemez. Blues'u icad eden siyahlar, beyazlardan gördüğü zulm karşısında sitemlerini üstü kapalı bir şekilde belirtmişlerdir. Bunu gittikçe geliştiren blues sanatçıları bu sitemin üzerindeki örtüyü yavaş yavaş kaldırmaya, alışkanlıktır. Sözlerin ve müziğin sitemi yansıtması artık gittikçe isyan boyutuna girmeye başladı. İşte böyle bir dönemde rock adını duyurmaya başladı. Caz dan etkilenen Blues artık Rock'ı doğurmuştu. Müzikte elektro gitarın kullanılmasının en büyük sebebi ise distortion adı verilen ses efektinin kulakları tırmalayıcı tınısının isyanı ve acıyı en iyi şekilde yansıttığının düşünülmesidir. Müzik ve sözler gittikçe sertleşmeye başladı. Bu durum hardrock'ı ortaya çıkarttı. Müzik artık sadece siyahların acılarını ve sitemleri anlatan ulusal bir yapıdan, bütün dünyayı ilgilendiren sorunlara ve siyasete karılan evrensel bir yapıya yol almaya başladı. İşte tam bu noktada Punk rock ortalığı kasıp kavurmaya başladı. Devam eden günlerde rock müzik muhalif yanının gittikçe kaybolduğunu düşünenler heavy metal çağını başlattı. Heavy metal ise gerek müzik tarzı bakımından, gerekse düşünceleri bakımından yüzlerce türe ayrılmaya başladı.
Esas olarak hepsi aynı yöne giderken farklı yollara sapıldı, fakat hepsinin kaynağında rock, rock'ın kaynağında blues, blues'un kaynağında caz, caz'ın kaynağında klasik
.
erol mutlu
Pop müziğin ciddiye alınması gerekir. Çünkü en klişesinden en gelişkinine pop müzik gündelik hayatın sesidir, onun ritmiyle, sıkıntılarıyla, dertleriyle, hazlarıyla titreşir. Pop müzik bugüne dairdir. Gündelik hayat ve bugün ne kadar ciddiye alınıyorsa, pop müzik de o kadar ciddiye alınmalı.
Pop müzik ciddiye alınmalıdır; sırf gündelik hayatla sıkı fıkı ilişkisi nedeniyle veya zaten gündelik hayatın bir parçası olduğu için değil, aynı zamanda popüler olduğu, yani gündelik hayatı farklı biçimde, hatta tümüyle farklı biçimde tecrübe edenleri bir araya getiren ve kapitalizmin içinde yaşadığımız halinde, özellikle de büyük şehirlerde giderek nadirleşen bir aradalık mekânlarından biri olduğu için de ciddiye alınmalıdır.
Pop müzik rock gibi ya da alternatif müzik gibi tepkiselliği, muhalefeti dillendirmez, yani kendisini nispeten marjinal alanlarda konumlandırmaz; farklılıkların dili olmak yerine farklılıkları alabildiğine gidermeye çalışır, çünkü başka türlü popüler olamaz. Solun gündelik hayat pratiklerinde farklılıklara sıkışıp kalarak marjinal bir proje olmaktan kurtulmanın bir yolunu görmesi, yani sosyo-ekonomik farklılıkların belli bir duygu mecrasına akacak şekilde nasıl giderilebildiğini anlaması için pop müziğin dilini iyice analiz etmesi gerekir. Ama sırf analiz etmek de yetmez...
Çeşit çeşit sol proje var; solun en kısırlaştığı düşünülen şu halimizde bile çok sayıda sol proje var. Ama bunların hepsinin ortak noktası herhalde dünyayı daha yaşanabilir, daha sahici bir yer haline gelecek şekilde değiştirmek, yani gelecek için umut vaat etmektir. Dünyayı değiştirecek bir projenin en zorlu, çatallı sorunu ise gündelik hayatı kavramak, gündelik hayata müdahale etmek, bu hayatı nasıl değiştirebileceğine dair düşünmek, ama esas önemlisi bu alanda neler vaat ettiğini ortaya koymaktır.
Kopya ile asıl arasındaki rabıtanın alabildiğine dolambaçlı bir hal aldığı, zihinlerin kopyayı asıl gibi tecrübe etme çaresizliğine kıstırıldığı bu modern zamanlarda gündelik hayatın görünürdeki rutinini asıl gibi algılayan bir zihniyet, insanlığın gelecek "umudu" değil, olsa olsa "nostalji" olur. Kuşak nostaljilerinin, burada özellikle 68'lileri anmak gerekiyor elbette, bugüne ve yarına derin izler bıraktığı şu halimizde gelecek umudunun nostaljikleşmesi de bana hiç paradoksal görünmüyor. Bugün bir sol projenin
"nostaljik" olmayıp, ciddiye alınabilmesi için, gündelik hayatla sırf analitik değil, yani yukarıdan bir yerlerden değil, duygusal olarak da ilişki kurması, gündelik hayatı fevkalade ciddiye alması gerekiyor.
Pop müzikle bugünün solu arasında nostalji üzerinden bir akrabalık kurulabilir gibi geliyor bana. Geçenlerde izlediğim bir müzik kanalında, çiçeği burnunda bir yeni popçuya gelecek için planları sorulduğunda, "nostalji
olmak istiyorum" cevabını vermişti. Gencecik bir popçunun hedefini nostalji olarak tespit etmesi garip görünebilir ilk bakışta, ama pop müzikte kalıcılığın klasik değil
"nostaljik" olduğu düşünülürse bu tespit çok da doğrudur.
Bir pop eserin nostaljik olabilmesi için, yani gelecekte bugünü yaşamış olanlar tarafından yeniden tüketim çevrimine sokulabilmesi için, bugünle, gündelik hayatla, ritim ve melodi ve sözler aracılığıyla alabildiğine anlamlı bir ilişki kurması lazım. Daha bilimsel bir terimle söylenecek olursa, bu anlamlılığın seviyesi ile bir pop müzik eserinin gelecekte
"nostaljik" olma ihtimali arasında kuvvetli bir korelasyon var.
işte akla hemen gelen birkaç örnek: cem karaca'nın, "iscisin sen isci kal", "hep bir halli turhal liyiz" gibi eserleri değil ama "belki bir gun hayatta" adlı eseri nostalji oldu bugün; yani reaksiyoner (tabii o zaman öyle olduğu düşünülmüyordu) bir sol dil veya feodal-sol karışımı bir dil değil, hayata dair duygular bugüne taşınabildi. Onca pop-sol eser içinden bir tek bugün hâlâ sabahattin ali'nin dizeleriyle "basin one egilmesin" yaşayabiliyor; üstelik bugün bu eseri icra eden gençlerin Sabahattin Ali'nin kim olduğunu bildiklerinden bile şüpheliyim. ajda pekkan'ın ise tümden nostalji olduğunu söylemek bile gereksiz.
Ama burada hemen şu çok önemli açıklama da eklenmeli: Pop müzik eserlerinin nostaljik olması sırf üretildikleri dönemle anlamsal münasebetine değil, en az onun kadar müzik endüstrisinin (ve genel olarak kültür endüstrisinin) işleyişine de bağlıdır.
Solun ise gelecekte "umut" olabilmesi için duyguyu asla ikinci plana atmayacak şekilde gündelik hayatla akli ve duygusal sıkı ilişki kurması gerekiyor. Bunun için pop müziğin, sırf kültür endüstrisi üzerinden tahliliyle kendini sınırlamaması, bu müziğin sesine de kulak vermesi, yani solun pop müziği ciddiye alması lazım.
Gündelik hayata müdahale etmek demek, elbette bu alanın günümüzde insanın belki alışkanlık, belki çaresizlik, yani alternatifsizlik (hissiyatı) nedeniyle ama en çok da popüler kültürün sunduğu hazlarla katlanmayı sürdürebildiği metalaşmışlığıyla cebelleşmek demektir. Ama eğer bu hayatı dönüştürmek söz konusuysa o zaman alternatifler tasarlamak ve bunları canlandırmak ve ayakta tutmak gerekir.
Gündelik hayat bütün metalaşmışlığına karşın, üstelik tam da bu metalaşmanın üzerinden bize hâlâ keyif ve haz imkanları sunar. Kendi oyunlarımız, kaçamaklarımız, entrikalarımız, aslında tam da gözetim altında olan ama bizim kendimize ait sandığımız alanlardaki mahrem tecrübelerimiz bir yana, medyaya baktığımızda bile bu imkanları derhal gözümüze çarpar: Arkası yarınlar, yerli yabancı diziler, cehaletin ödüllendirildiği büyük ödüllü yarışma programları, reha muhtar'lar, dedikodu dergileri, dedikodu gazeteleri; hatta bizzat bulvarlaşan ciddi gazeteler, daha niceleri ve pop müzik.
Dönüştürmeyi gerçekten ciddiye alıyorsa, solun dönüştüreceği gündelik hayat pratiklerine sunacağı alternatif, mevcudun tam tersi bir ciddiyette değil, bilakis metalaşmış hazları sahicileriyle ikame edecek bir şenlikte olmalıdır. Yani solun metalaşmamış ajda pekkan'lara, reha muhtar'lara ihtiyacı vardır. Bunun için de önce mevcutların ciddiye alınması gerekir.
.
« Önceki ::